Haber Üstü Reklam Alanı

Özlüyorum

21.9.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır



İnsanın beğenisini kazanan ve fakat, artık gibi sebeplerle etrafta olmayan kişi, yada nesneleri yeniden görme isteme durumu, onlara karşı açlık.

Beynin bir kısmını objeye ayırma, akıldan onu çıkarma, görme dokunma, tatma isteği, ‘acıda olsa karşı konulmaz bir duygu.’ 

Önder caddesinde yıllar önce yolun gidiş ve gelişinde çift taraflı kaldırımlarda yazın yemyeşil, kışın yapraklarını dökmüş, belediye bahçıvanın dallarını budadığı, meyvesini verdiğinde altından geçerken kopardığımız dut ağaçlarını özlüyorum.

Çirkin Kral, Karaoğlan, Malkoçoğlu, Tarkan’la, Yılmaz Güney’leri, Kartal Tibet’leri, Cüneyt Arkın’ları, Tarık Akan’ları, bu filimlerden sonra Yazlık Yılmaz sinemasını, Zafer sinemasında galaya gelen muhteşem kalabalıkların oluşturduğu, izdihamdan bir çok insanın sinema bileti alamadığı için üzüntü acı duyduğu akşamları özlüyorum.

Efes Spor, Sakarya, Girne, Tayfun, 9 Eylül, Kültür spor, Kahraman, Lefke, Esnaf ve Zevk Spor gibi bir çok mahalle takımlarında oynayan gençlerin, amatör ligde ilçemizi temsil eden Gaziemir Spor formasını giyme şansını yakalamak için çabalarını, fedakarlıklarını ve büyük bir mutlulukla ayrıldıkları zamanlarını babalarından, analarından yedikleri lafları, dayakları cezalandırılmalarını özlüyorum.

Akşamları boş vakitlerinde hem siyaset, hem futbol hem de arkadaşlık, dostluk fikir alışverişi, tartışma, kaynaşma, zaman zaman da atışma kokan Dutlu kahveleri, Reisin Kahvesini Gaziemir istasyonunda İlhan’ın kahvesini, Hasırlı kahveyi, Erkal Kahvesini, Esad Dayının kahvesini, Sait’in kahvesini özlüyorum.

Bir çok kişinin Tekel sigara fabrikası ve Tariş yemiş mağzasına Kara Trenle gidip gelmesini, ilçemizde bir çok insanımıza ekmek kapısı olmuş Betontaş, Demaş, Zırnık, Desa, Gençkut fabrikalarını, bir çok kişinin aşklarını, sevdalarını, evliliklerini yaşadığı Sezak Halı fabrikasını özlüyorum.

Bir çok meyve ağacını barındıran ancak Nar ağacının çokluğuyla ve kulakları duymadığı için bahçıvanı Sağır Reco Amca ile anılan Hasan Ağa Bahçesini, Gaziemir gençlerinin o yıllarda zamanını geçirdiği yada evliliklerini gerçekleştirdiği, Çökelek Remzi ve Tefo’ların işletmeciliğini yaptığı şu anki Migros’un olduğu yerdeki yemyeşil çay bahçesini park olarak kullanılan belediye gazinosunu özlüyorum.

Asfalt yolun olmadığı sokakların, caddelerin Arnavut taşları ile döşenmiş olduğu mahalle gezmelerini, bahçeli evlerin, tütün kokan ellerin sevgisiyle size bana ona uzandığı günlerli, killik yokuşunu, salhane yolunun karanlığını, derelerin az da olsa pınarların akışını özlüyorum.

İspanyol paçalı pantolonları, uzun yakalı gömlekleri, uzun saçları, favorileri, her genç erkeğin sevgililerinin belli olduğu mahalleleri özlüyorum.

Belediye Gazinosunda, Belediye Düğün Salonunda Nikah Memurluğu yapan Selçuk Sert’i, İlhami Şırlancı’ları, Nusret Taşçı’ları, Rıza Işılak’ları, Davulcu Savaş Önal'ı, Solist Caner'i, Nihat Erbekli’yi, Fahri Balaylar’ı, Halil Arda’ları, Zafer Önal’ları bir döneme tanıklık eden, her birimizin sünnetinde, düğününde, eğlencemizde kısaca hayatımızda, mutluluğunda hep yer alan, Orkestra Gelişim’i özlüyorum.

Rahmetli Ayhan Meriç’leri, Haydar Erkaya’ları, Cavit Abileri, İlhan Karaman’ları, Hüseyin Seyran, Hüseyin Karasu, Böcek Niyazi, Masraf Hasan, Nazmi Özçolak,Şeref Tatar, Nihat Erbekli, İsmet Sert, Hasan Toyun, İsmet Kılıç’ları güzellikleriyle, acılarıyla, kederleriyle, arkadaşlıklarıyla, dostluklarıyla, yaptıklarıyla her şeyden öte, gülen yüzleriyle onlaro özlüyorum.

İnzibat karakollarını, inzibat askerlerini, çarşıdan dolaşan askerlerin inzibatlar tarafından izin kağıtlarının kontrol edilmesini, bazılarının yaka paça birliklerine götürülüş üzüntüsünü özlüyorum.

Gece gündüz hiç birimizin zarar görmesin diye asayişi sağlamaya çalışan Bekçi Ferhat amcaları, Bekçi Başı Şakir amcaları ve o unutulmaz düdük seslerini özlüyorum.

En zor dönemlerde bilgisayar ve elektronik cihazların olmadığı günlerde hafızalarının müthişliğiyle görev yapmış rahmetli 9 Eylül Mahalle Muhtarı Ahmet Erkaya’yı, Arif Kaner’i, İsmet Sert'i, Kazım Muhtarı, Karyağdı’yı, Adil Yüksel’i, Hüseyin Ay muhtarları özlüyorum.

Konak- Gaziemir hattında çalışan Dolmuşçu Sedat Ağa’yı, Kral Mustafa ve Hüseyin’i, Mikro Mustafa’yı, Mito Lütfü’yü, Asker Bülent’i, Komili Kemal’i, Arap Mümin’i, Karabiberlerin Tahsin Yeşilyurtlar’ı ve Osman amca’nın kullandıkları dolmuşlardaki saygı, sevgi ve hoşgörü dolu günleri özlüyorum.

Anılarımda kalan, sizlerinde bir çoğunuzun hatıralarını oluşturan hepimizin, bizlerin duygularına yaşamlarına ortak olan özlemler Seydiköy’ün, Gaziemir’e dönüşümüne tanıklık edenlerin, ortak olanların yaşadığı, anımsadığı anılara o yıllara gidip geldiği özlemler.

Tütün tarlalarına, üzüm bağlarına hasret kaldığımız özlemler.

Ben eskiden olduğu gibi gülmeyi, gülümsemeyi, aslında gerçeğimizi özlüyorum.

Bazen Özlemeyi Özler İnsan

Birde ben bu duyguları, bu acıları yaşamış olanlar gibi Kardeşimi ve Babamı çok ama çok özlüyorum.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Yorum yazmak için üye girişi yapınız! Üye Girişi

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Reklam Alanı