Haber Üstü Reklam Alanı

Adaletin Bumu Dünya

16.6.2017
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır



Adalet, insanlığın var olduğu dönemden bu yana, tüm canlıların eşit şartlarda yararlanmaya hakkı olduğu bir olgudur. Tarafsız bir adaletin, zamanında gelmeyen bir adaletin, tüm canlıları yaraladığı bilinmektedir. Kişisel menfaatler sonucu verilen tüm kararlar vicdanları yaralar. 

Bir ülkenin ne kadar adaletli olup olmadığı, kültür, gelir ve siyasi yelpazesine göre değişmektedir. Bir ülkede verilen eğitim dünya standartlarının altındaysa, hatta son verilere göre dünya sonuncusuysa, açılan bi dünya üniversite her yıl milyonlarca genci işsizler ordusuna katıyorsa, bilime hiçbir şey katmıyorsa, olsa ne olur, olmasa ne olur.

Milyonlarca çalışan bugün Türkiye’de açlık sınırının çok altında yaşıyorsa, gırtlaklarına kadar kapitalizmin borç sarmalında yaşamaya mahkum ediliyorsa, emekçiler her geçen gün örgütsüzleştiriliyorsa ve bu sömürü düzeni adalet mekanizması ile hayata geçiriliyorsa, o ülkede ne kadar adalet olabilir ki. 

Bugün, ülkede yaşanan bu adaletsizliğin baş mimarları olan siyasilerin, yaptıkları düzenlemelerle, adaletsiz bir yaşam sürmeye mahkum olan halkımız da bu düzen içerisinde, düzensiz bir yaşam sürmeye alıştırıldı. 

Tek partili dönemden, çok partili siyasi yaşama geçtiğimiz dönemden bu yana iktidara gelen muhafazakar sağ partilerin tamamı, halkın eğitimini, gelir dağılımını ve adalet sistemini kapitalizmin emrine sunarsa, o ülkede aynı iktidara gelen siyasi partilerin isimleri gibi demokrat parti demokrasiyi, adalet partisi adaleti, anavatan partisi anavatanı, ak parti ülkenin geri kalan tüm temizliğini, saflığına kara bir leke sürerek, diğer partilerin gittiği gibi, tarihin siyasi çöplüğünde yerini alacaktır. 

Bugün terör örgütü dedikleri, yıllarca kol kola yürüdükleri Feto’ya devletin kurumlarını peşkeş çeken, görev veren AKP’nin bugün Feto’dan en son şikayetçi olması gerekir. O dönem Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davalarının savcısıyım, hakimiyim, diyerek konuya müdahale eden, bugün ülkemizde açık bir faşizmin yaşanmasına neden olan AKP’den adalet, hakim ve savcı bağımsızlığı beklemek abesi iştigalden öteye gidemez.

On beş yıldır ülkeyi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisi, ülkemizi hem içeride, hem de dışarıda, içinden çıkılmaz bir ekonomik ve siyasi boyuta taşımıştır. Dünyanın hiçbir ülkesinde yaşanmayan olayları halkımıza yaşatmıştır. Yıllarca Feto’cu olduğu bilinen adamları Ordu’ya, Yargıtay’a, Sayıştay’a, Anayasa Mahkemesine üye, mahkemelere savcı hakim, emniyete polis memuru, müfettiş, vali, genel müdür daha sayamayacağım kadar makama atama yapan CHP’mi, AKP’mi…

Feto’ya yıllarca destek veren, palazlandıran parsel parsel satan, ne isteniz de vermedik diyecek kadar pervazsızlaşan, hocaya methiyeler düzen, yemeğini yiyen, kendini üfletmek için taa pensilvanya’ya kadar giden, bugünkü iktidarın 15 Temmuz darbesinde hiç mi sorumluluğu yok. Halkını bu kadar salak yerine koyan dünyanın hiçbir yerinde ne böyle siyasi parti vardır, nede bu yalanlara destek veren halk vardır. Nede yıllarca Feto’ya karşı mücadele eden gazetecilerin, Feto’cu diye cezaevine konulduğu bir ülke vardır. 

Yıllardır ülkeyi tek başına yöneten, Cumhuriyetin kuruluş ayarlarıyla oynayan siyasi partinin iktidar olduğu bir ülkede, adaleti adalet saraylarında değil, kaçak saraylarda dağıtırsan, mağdurlar adaleti adalet saraylarında değil sokakta arar. 20 Temmuz’da yürürlüğe giren Olağan Üstü Hal Yasası ile Kanun Hükmünde Kararnamalerle yönetilen Türkiye’de, Kamu kurumlarından değil feto’nun caminin bile önünden geçmeyen binlerce kişi sorgusuz sualsiz KHK ile işlerine son verildi. Feto ile kucak kucağa oturan siyasilerin damatları, allahına kadar feto’cu iken, adalet iki günde serbest bırakıyor, ömründe camiye gitmemiş, feto’nun ağlayarak verdiği vaazları dinlememiş iki kamu çalışanı, Nuriye Gülmen ile Semih Özakça feto için çıkartılan KHK ile işlerine son verildi. Haksız yere işlerine son verilen iki emekçi, haklarını yine verdikleri mücadele ile geri almak için alanlara çıktı yüzleri aşan günlerdir bedenlerini koydular, açlık grevine girdiler, adaletin yerini bulmasını isterken, devlet bu mağdur kişileri cezaevine koydu. 

İşte bugün AKP iktidarı, siyasi geleceğini biraz daha uzatabilmek için girdiği bu yol çıkmaz bir yoldur. Uzun zaman önce girdiği bu çıkmaz yoldan geri dönüş yoktur. İnsani yardım yapıyorum diyerek, Suriye’de yaşanan iç çatışmaya silah gönderen bugün ki iktidar, insanlık suçu işlemiştir. Yıllardır Gezi’de, Suruç’ta, Ankara’da, İstanbul’da Gaziantep’te binlerce kişinin ölmesine, yaralanmasına ve mağdur olmasına neden oldu. PKK ile Oslo’da gizlice masaya oturarak pazarlık yapan bugün ki iktidar, Güneydoğuda aralarında geçtiğimiz gün katledilen Aybüke öğretmenin de bulunduğu, binlerce masum sivilin öldürülmesine, yine binlerce yoksul halk evladı askerin, şehit olmasına neden olmuştur. 

Dün Suriye’nin iç çatışmasına çanak tutan, orada savaşan IŞID ve ÖSO militanlarını eğiten donatan bu günkü iktidar, yine yüzlerce askeri Ortadoğu bataklığında şehit verdi. Milyonlarca para harcayarak ülkemizde baktığımız üç milyon Suriyeli keyf yaparken, bize mi düştü Suriye’nin iç meselesi. Şimdi de ne üdüğü belirsiz Katar’a asker gönderiyoruz yok artık. 

Muhalefet partisi MHP’nin iktidar partisi AKP yerine, Ana muhalefet partisi CHP’nin politikalarını eleştirmesi dünyada eşi benzerine rastlanmayan bir siyasi duruştur. Bu siyasi partiye gerekli cevabı zaten tabanı vermiştir ve vermeye devam edecektir. Yolsuzluk yapan iktidar partisinin bakan ve milletvekilleri parmak usulü aklanırken, mesleği gazetecilik olan bir milletvekili müebbet hapse çarptırılıyorsa o ülkede adalet ancak sokaklarda aranır, adalet gelecekse eğer dört yüz otuz beş değil, bin dört yüz otuz beş kilometre yolda seve seve kat edilir. 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Yorum yazmak için üye girişi yapınız! Üye Girişi

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Reklam Alanı