Haber Üstü Reklam Alanı

Ana Sayfa / 

Eskiye Özlem

15.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır



Hayatın içinde çabuk geçen yaşam,  insanın neler yaşayacağını başına neleri getireceğini bilemiyor. Gerçi bilse de ne yapabilir ki kader yazılmış bir kere. Bu zaman süresinde özlem duyacağı ve keşke geriye dönebilsek te tekrar o günleri görsek, yaşasak dediğimiz günlerimiz hepimizin mutlaka vardır. Bu durumlar herkesin hafızalarında kalan özlemlere göre değişir tabi ki.

    Çocukluğumuzda etrafımızda bu kadar apartman yoktu. Haa belki vardı ama bu şekilde değildi, birkaç kat üzerine kurulmuş evlerimiz vardı apartman niyetine. O zaman da evlerimiz genelde katsız, bahçeli ve bahçesinde de kuyuları bulunan sade evlerdi. Bu şekilde birçok bahçede de bulunurdu herhalde ve birde o kuyularımızda tulumbası da yok mu? Ne kadar güzeldi. Bahçelerimiz o zamanlarda ufak ufadıya da sayılmazdı ve bahçelerimizi de boş bırakmaz, işte domattır, biberdir vs eker, kendi yiyeceğimiz sebzelerimizi mevsimine göre eker, semiz, sağlıklı mı sağlıklı dalından koparıp koparıp yerdik. Sebzelerimizi diker diktikten sonra da sulamayı çok severdim. Daha önceden dediğim gibi kuyumuzda, tulumbamız vardı. Tulumbanın başına geçer ellerimle tulumbanın koluna yapışır, bir aşağı bir yukarı oynatıp kuyudan su gelmesini sağlar ve zarzavatlarımızı (sebzeleri) sulardım. Tulumbadan su gelirken altında küçücük bir havuz (diyelim) vardı. Onu doldurup ucunda da hortum vardı bu şekilde sulardım bahçemizi. Muhtemelen bunu yapanlarımız vardır mutlaka. Eğer tulumbadan su çekeniniz yoksa eğer, acaip yorardı insanı, sanki kolları şişmiş gibi olurdu ter su içinde kalınırdı. Ama o zarzavatlar büyüdüğü zaman hele o domatlar yarabbim bir kokardı ki mahalleye yayılırdı kokusu, yemesine doyamazdık mis gibiydi. Haa bahçemizin bir köşesine de kümes yapıp içerisini de tavukları doldurur, bir horoz olurdu kümeste. Taptaze yumurtalarımızı folluklardan kendi ellerimiz ile alırdık. Anne ben açıktım dee al iki yumurta, kopar domat ile biberi, al işte acıkmış çocuğun yemeği hazır. İşte sana sağlıklı mı sağlıklı mis gibi bir yemek maşallah. Sadece çocuklar için mi aynı menü büyükler içinde geçerli, karıştır hepsini misss gibi sana menemen, yemeğe doyulmaz. Hadi gel gelelim şimdiler de bunların birini yap bakalım, yapılabilinir mi? Şimdi nereden bulacaksın böyle katsız, bahçeli içinde de kuyusu ve kümesi olan evleri. Bana göre al işte sana özlemlerin bir tanesi, buna özlem duyan yok mudur içimizde mutlaka vardır. Bu özlemleri yaşamak isteyenlerden, imkanı olanlar hobi bahçesi diye bir furya var onunla gidermeye çalışanlar oluyor. Arazi içinde bölünmüş etrafı tel örgü ile çevrilmiş ve prefabrik bir ev içine kondurulmuş küçük bahçeler. Hafta sonlarını ya da arada gidip toprakla haşır neşir olmak için fırsat. Ama yanlış ta bilmiyorsam hobi bahçeleri de yasaklandı sanki.

    Evlerimiz katsızdı ve içlerinde şimdiler gibi koltuklar mı vardı? Hayır, nerdeee. O zamanlar şimdikilerin yerini alan divanlarımız vardı. Marangozlar onları tahtalardan yaparlardı. O zamanlar sünger mi var. Yataklarımız üzerine pamuk alır ve pamuk atıcılarımız vardı ne güzel, o pamukları döverler, liyme liyme yaparlar Anne ve Ninelerimizde o pamukları  kumaş alınıp döşek (yatak) yaparlardı. Birde daha küçük renkli kumaşlardan yere oturmamak, üzerine oturmak için minderler de yaparlardı. Hepsi made in ev ürünleriydi. Hele divanlarımıza oturduğumuzda sırtımız ile duvar arasında kalan samandan yapılmış onlarında kumaşları rengarenk yastıklarımız vardı. Evlerimizin birde pencerelerinde ki perdelerini görmek lazımdı müthişti. Kalın perdelerimiz sade, kumaştan. Altlarında da yine el ürünü örme tül yerine geçen perdelerimiz. Kalın ve tül iki perdenin de uçlarında, yine Annelerimizin iğne oyası ve tığla örmüş olduğu kanaviçeler, valla evlerimiz renk cümbüşü ve bir o kadar da güzel. Evlerimiz yapılırken mutfaklarımızda yemeklerimizi yapmak için ocaklık tabir edilen odun yakılıp yemek pişirme köşesi. Şimdilerde de buna barbekü diyorlar. Belki tüp yok muydu diye soranlar olmuştur. Vardı elbette ama genelde ocaklık kullanılırdı bu durumlarda. Ben kendi adıma konuşayım, ne kadar güzelliklere şahit olmuşum, ne güzel. Aklıma geldikçe ooohh çekip gözlerimin önünden o durumu geçiririm. Şimdiler de bu durumu yaşayabilen var mıdır? Bilmem. Ama varsa eğer gerçekten kendini şanslı saysın. Eminim bu ortama özlem duyan birçok kişinin olduğuna da düşünüyorum. Birde tüm gün çalışmış didinmiş büyüklerimiz, şimdikilerde olduğu gibi teknolojiler yok ki bütün işler bedenen yapılıyor, eee alışıkta olsalar yorgunlukları fazla oluyor tabi ki. Aylardan kış akşam yemeğini yemişsin, odun kömür sobamız güldür güldür yanıyor ve odamızda sıcacık. Sobanın üzerine çaydanlık konmuş oturduğun yerden çayımız yapılıyor ve demliyorsun. Sobanın karşısında keyif yapa yapa yudumluyorsun çayını. Birde Babamız gelirken kestanecik getirmiş ve sobanın üzerine dizmişsen çıtır çıtır pişirip sonunda da Allah der bir güzel yersin. Bu tat halen damaklarda kalmıştır diye düşünüyorum, kestane zevkini bu şekilde yapanlar için. Bu özlemi bilenler şimdi bu özlemi duymaz mı? Duyarsa bu zevki yaşamak tatmak istemez mi? Ben yine kendi adıma isterim ve kış aylarında da bu tadı ve zevki yaşama fırsatı da buluyorum. 

    Bunlar bir özlem tabii ki öncesinde yaşadığımız hafızalarımıza kazınmış, unutulmayacak hatıralar. Teknoloji sayesinde belki birçok işimizi düğmelere basarak hallediyoruz, yaşamımızda daha rahat oluyordur ve doğruda olabilir. O zamanlarda her halde bedenen çalıştıklarından, birçok ürünü de kendi kıştan yaza hazırladığımızdan ne yediğimizi bilince, şimdikilerde ki gibi rahatsızlıklarda olmuyordu. Şimdilerde her şeyin hazırını yiyoruz genelde ve teknoloji ile işlerimizi halledip günlerimiz geçiyor ama düşünmek lazım, eskisi gibi sağlıklı mıyız? Yediğimiz içtiğimiz ne kadar güvenli ne kadar sağlıklı olduğunu düşünüyor muyuz? Sonuç olarak herkes aynı fikirde olmaya bilir, aynı şeyleri düşünmüyor olabiliriz. Belki de herkesin içinde ayrı özlemler vardır. İkisi yani eski-yeni arasındaki farkı bilenler içinde bu bir özlemdir. Bende özlem (anı) olduğunu düşünüp, hem kendi özlemimi de dile getirip, hem de bu özlemi yaşayanları düşünerek kaleme alıp satırlara dökmeye çalıştım. Yazmaya kalsa herkes tabii ki farklı şeyler düşünüp yazacaktır ve özlemlerini dile getirecektir. Derim ki kimin kalbinin bir köşesinde kalmış özlemleri varsa yaşaması dileklerimle.  

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Yorum yazmak için üye girişi yapınız! Üye Girişi

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Reklam Alanı