Haber Üstü Reklam Alanı

Ana Sayfa / 

Makam ve Mevki Gelip Geçici

13.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır



İnsan çok çalışıp didinip başarılı da olunca makam ve mevki sahibi oluyor. Sahip oldukları makam ve mevkiler üstünlük sebebi değildir. İnsan, yapısı gereği malı sevdiği gibi makamı da sever. İnsanına göre değişir belki ama makam, maldan da etkilidir. Günümüzde de insanımız, maldan çok makamı istiyor ve seviyor. Aslında unutmamak lazım ki hayatta sahip olduğumuz birçok şey gibi, sahip olduğumuz makam ve mevkilerde gelip geçicidir. Bir makama ya da mevki ye gelmek birtakım sorumlulukları beraberinde getirir. Her zaman mütevazı olmak gerektiğine inanıyorum, ulaşılmaz ve ben bilirim ci olmamalıyız. Etrafında birçok çalışma arkadaşının olduğunu unutmayıp, gerektiğinde yardımcı olabileceklerini bilmeliyiz. Bu sebepten dolayı kendimizi de vazgeçilmez sanmamalıyız. Makamlar ve mevkiler insanları yüceltmek için değil, insanlar makamları ve mevkileri yüceltmek için çalışmalıdır. Makamlar kalıcı ama insan olarak bizler ise gelip geçiciyiz. O makamlara da gelince başarı neyi gerektiriyorsa o şekilde çalışıp, seni o makama getirenlere karşı borcumuzu ödemeliyiz. Genelde siyasette, bir göreve gelmeden önce birçok vaatler verip görev başına geldikten sonra da unutuluyor ve sanki vaatleri verenler onlar değilmiş gibi, görevlerini yapıyorlar. Tabi ki sözünü yerine getirip verdiği sözleri yapanlarda var elbette. Bu seferde bu tip siyasetçiler içerisinde yaptıkları bu hizmetleri halka bir lütuf gibi anlatanlar da var. O kişi bu görevi en iyi şekilde yapmak için o göreve talip oluyor. O görevi de gerektiği gibi yapıp bunu da başarıymış gibi gösterip, ballandıra ballandıra anlatmak ne kadar doğru. O iş senin görevin ve o işi o şekilde yapmak için, yönetici ve makam, mevki sahibi oluyorsun. Ama benden önce ki makam, mevki ve yönetici yapmadı veya yapamadı diyemezsin. Senden öncekiler o görevi layığı ile yapmamışsa o onun ayıbı ya da beceriksizliği. Bir de şöyle düşünmek lazım, eğer senden öncekiler görevi layığı ile yapmış olsaydı, senin de benden öncekiler doğru görev yapamamış deme şansın olacak mıydı? Doğruyu da yanlışı herkes bilir. Bizler de bu görevi yaptılar diye, yersiz alkış tutmamalıyız. Ama yanlış yaptı diye eleştirmeliyiz olumlu bir şekilde. İşini yapan makam, mevki sahibi ve yönetici ye yalakalık ve yaranmak olsun diye, alkış tutup, yanındaymış gibi, tiyatrolar sergileyip ucuz numaralar yapmamalıyız. Bırakın herkes kendi işini yapsın. Sıradan bir vatandaşken yüzüne bakmadığınız insanın, makam, mevki, yönetici konumuna geldiği zaman kuyruk olmaya da gerek yok. Sanma ki bunlar görülmez, duyulmaz, bilinmez diye, Herkes herkesi tanır, herkes herkesin de ne olduğunu bilir. Haa bir de makam, mevki, yönetici olunca yalaka kesime yüz verenlere de sözümüz olsun. Bugün sana kuyruk sallayan yarın senin zayıfladığını görünce karşındakine yalakalık yapıp kuyruk sallayacak bunu da bilesin. Onlar alışmış buna geçim kaynakları bunlar, seninle işleri yok. Onlar sadece yalakalık yapıp bundan faydalanma yollarından geçiniyorlar. Bunlara prim veren makam, mevki, yöneticilerde kendilerini sorgulamaları lazım. Belki de kendine yalakalık yapılması hoşuna da gidiyor olabilir. Tabi hoşuna gidiyorsa bu işler de karakter meselesi. Makamlar her zaman gelip geçicidir, kalıcı olan insanlıktır. O insanlıkta karakterli, vicdanlı, onurlu ve haysiyetli olandır. Siyaset sahnesinde de olsa örnek gösterilen siyasetçilerimiz vardır. Buna da birçoğumuz tanıklık etmişizdir. Makam ve mevki nin gerçek sahibi Allah tır ve bunu da bile bile bir makam, mevki sahibi olduğumuz zaman aslımızı unutmamalıyız. Unutacağını düşünenler, makam odalarının giriş kapısına bir çarık asıp zamanında nereden geldiğini ve nereye gideceğini o kapıdan her giriş çıkışta hatırlamış olur. Sözlerimi bitirirken daha önceden okumuş olduğum bir Nasreddin Hoca hikayesini yazarak yazımı bitirmiş olayım.

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: “Kimsin?” Diye “Hiç” demiş Hoca, “hiç kimseyim.” Dudak bükülüp önemsenmediğini görünce, sormuş Hoca: “Sen kimsin?” “Mutasarrıf”ım demiş adam kabara kabara. “Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasreddin Hoca. “Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam... “Daha sonra?..” diye üstelemiş Hoca. “Vezir” demiş adam. “Daha daha sonra ne olacaksın?” “Bir ihtimal sadrazam olabilirim.” “Peki ondan sonra?” Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp “Hiiiç.” Demiş Nasreddin Hoca da: “Daha niye kabarıyorsun be adam, demiş. Ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım.

İnsanların dış görünüşüne, mevki ve makamına aldanmayınız. Asıl olan insanlıktır, hoşgörüdür, vicdan, dürüstlük ve adil olmaktır. Makamlar ve mevkiler gelirrrrrr geçerrrrrr. İnsanız ve insan olarak kalabiliyor muyuz, işte asıl olan budur. Yoksa bu kısa yaşantımızda kimsenin kimseden bir arpa boyu farkı yoktur.

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Yorum yazmak için üye girişi yapınız! Üye Girişi

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Reklam Alanı