Haber Üstü Reklam Alanı

Ana Sayfa / 

NEFES ALAMIYORUM-UZ

4.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır



Hiç nefessiz kaldınız mı? Gözlerinizin karardığını,çaresizliği,ciğerlerinize  birazcık hava çekmek için o anda neler verebileceğinizi… Zor…

    Nefes almak, yemek-içmek-susamak-acıkmak vs vs hepsinden önemli.Nefes, hayat demek,can demek…

    Amerika günlerdir protesto olayları ile dünyanın gündeminde.Millet bıraktı salgını,virüsü sokaklarda eylem yapıyor.Eylemlere katılanların büyük çoğunluğunun samimiyetine inanmakla beraber,bunu fırsat bilip yağma yapanlar olayı başka boyutlara taşıma yolunda hızla ilerliyorlar.Ve günlük hayatımızın vazgeçilmezi,”sosyal mesafe” de hikaye şu anda.

    Olayı bilmeyenler için,bir polisin orantısız güç kullanımı ve sonuç : bir insan hayatının sonlanması.Olayı büyüten durum,olayın tamamen görüntüye alınması ve yayılması,ölen insanın vicdanlara sığmayacak şekilde hayatını kaybetmesi ve en önemlisi yine siyah ırktan birinin olması.

    Aslında Amerika’nın bu konuda karnesi hep kırıklarla dolu.Dünyanın jandarması rolünü kendine biçen,demokrasi dendiği zaman akan suların durduğu zannedilen çakma kovboyların tarihi utanç verici şeylerle yığılı.

    Esasında tüm bunlar Kristof Kolomb’un başının altından çıkıyor.1492 yılında Amerika kıtasını keşfedinceye kadar,kıtanın gerçek sahipleri olan kızılderililer huzur içinde yaşıyorlardı.Keşfedilmeleri hayatlarının kararmasına yol açtı.Öyle az buz değil 500 yılı aşkın bir süre,etnik katliam,tehcir,ölümcül bulaşıcı hastalıklar,misyonerlik faaliyetleri ve daha bir sürü yöntemle gariplerin toprağına bir güzel konmuş “beyazlar”.

    Aynı beyazların torunları da rahat durmamış.Elleri kırışmasın,yüzleri güneşte kavrulmasın diye onların yerine çalışmak amacıyla evlerinden zorla getirilen,köle pazarlarında satılan “siyah-zenci” lere yıllarca yapmadıkları eziyet kalmamış.Yüzbinlerce siyahi insan öldürülmüş,çile çekmiş.Siyahi insanlar o kadar değersizlermiş ki,Amerika’nın Dünya üzerinde girdiği her savaşta en öne sürülenler ve kaybedildiklerinde çok da ciddiye alınmayanlar da bu insanlar olmuş.Beyaz insanlarla aynı otobüse binemeyen,aynı lokantaya giremeyen,aynı yolda yürüyemeyen ve daha bir sürü ayrımcılığa maruz kalan bu insanlar, yıllarca mücadele ederek hak ettikleri yerlere gelmeyi başarabilmişler.Amerika’da siyahi bir başkan seçilmesi buna en güzel örnek.Ama ne olursa olsun kafa değişmek istemiyorsa, yüzyıllar geçse de evrim teorisine inat, kafa değişmiyor.

    Hepimizin tanıdığı efsane boksör Muhammed Ali,1960 Roma Olimpiyatlarında kazandığı altın madalyayı,ülkesine döndüğünde gittiği bir lokantada, sırf siyahi olduğu için kendisine servis yapılmayınca nehre atmıştı.Ya 1968 Mexico City Olimpiyat Oyunlarında olanlar? Amerikalı iki siyahi sürat koşucusu madalya töreni sırasında,siyahi ırka yapılan zalimliği protesto etmek adına ellerinde siyah eldiven ve yumruklar havada poz vermişlerdi.Gerçi bu protesto şekli onların spor hayatlarının bitmesine yol açtı ama ölünceye kadar pişman olmadıklarını her fırsatta dile getirdiler.Bu ara aynı olimpiyat oyunlarına gitmeyip boykot eden efsane basketbolcu Kerim Abdul Cabbar’ı da unutmayalım.

    Spora siyaset karıştırmayalım,sporda şike,doping,haksızlık olmasın.Artık sporda ve hatta hayatın hiçbir yerinde  “IRKÇILIK” da olmasın diyoruz.Bir futbol maçında sırf renginden dolayı futbolcuya muz ve fıstık atılması sadece bir ırkçılık değildir,insanlık suçudur.Ve görülen o ki,bu insanlık suçuna ortak olmaya meyilli hala binlerce kafa mevcut.Çok yazık…Herkes nefes almak istiyor,biz de…

    İnsanların gözle görülmeyen bir virüs karşısında çaresiz kaldığı, ölümcül virüsün ten rengi ayırmadığı bu zamanda, aklıma gelen tek şey gençlerin moda bir söylemi :

“SİZ HALA NEYİN KAFASINI YAŞIYORSUNUZ?”.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Yorum yazmak için üye girişi yapınız! Üye Girişi

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Reklam Alanı